Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri(Irvin D.Yalom)

Yazar  çคқıʟ-τคşı - Görüntüleme - Okunma  3496 - Yorum  7
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
%

Durumu :
Çevrimdışı
çคқıʟ-τคşı
Süper Moderatör
Süper Moderatör
user avatar
Dusunceli
İsmi:
Verdiği Beğeni:31
Aldığı Beğeni:127
Mesajlar: 3,164
Rep Puanı: 0
#1
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri(Irvin D.Yalom)

AŞKIN CELLADI VE DİĞER PSİKOTERAPİ ÖYKÜLERİ(Irvin D. Yalom)

-ÖNSÖZ'den Seçtiklerim-

*Psikoterapinin ana maddesinin,çoğu kez iddia edildiği gibi bastırılmış içgüdüsel yönelişler ya da trajik bir kişisel geçmişin iyi gömülmemiş kırık dökük parçaları değil,daima bu tür  var oluş sancısı olduğuna inanıyorum.Bu on hastanın her biriyle sürdürdüğüm terapideki başlıca bilimsel varsayımım –ki tekniğimde bu varsayım üzerine kurulmuştur- temel kaygıların,insanların yaşamın acımasız gerçekleriyle yani var oluşun “verileriyle” başa çıkmak için harcadıkları bilinçli ve bilinçsiz çabalardan kaynaklandığıdır.(Bu var oluşçu perspektif ve ona dayalı bir psikoterapinin kuram ve uygulaması,yazarın “Existential Psychotherapy” adlı kitabında ayrıntılı olarak ele alınmaktadır)

*İnsanın özünde,var olmayı sürdürme dileği ile kaçınılmaz ölüm bilinci arasında kesintisiz sürüp giden bir çatışma vardır.

*Ölüm hakkında bir şeyler biliyoruz,akıl yoluyla gerçekleri kavrıyoruz,ama,aklımızın bizi başa çıkamayacağımız dozda kaygıdan koruyan bilinçdışı bölümü,ölümün çağrıştırdığı dehşeti ayırıp saf dışı bırakıyor.

*Bu iki inanç sistemi,insanlık durumuna verilen bu iki taban tabana zıt yanıt,birlikte bir diyalektik oluşturur.İnsan ya kahramanca bir kendine güvenle özerkliğini vurgular yada üstün bir güçle kaynaşma yoluyla güvenlik arar:yani belirir veya birleşir,ayrılır veya içine gömer.Ya kendi kendinin ana babası olur ya da ebedi çocuk olarak kalır.

*Özgürlük,insanın kendi seçimlerinden,eylemlerinden,kendi yaşam durumundan sorumlu olduğu anlamına gelir...Sorumlu olmak,”yaratıcısı olmak” demektir,yani her birimiz kendi yaşam planımızın yaratıcısı olmak durumundayız...Kaygı işte burada,kendi kendini yapılandırma fikrinde yatar:bizler belirgin bir yapı arayan yaratıklarız ve altımızda hiçbir şeyin,hiçbir temelin bulunmadığını ima eden bir özgürlük kavramı bizi ürkütür.

*Eylemin itici gücü olan irade yoluyladır ki özgürlüğümüz icra edilmiş olur.İradeye dayanan hareketin iki aşamadan oluştuğunu düşünüyorum:kişi bir şeyi dilekle başlatır ve kararla gerçekleştirir.

*Yaşamın büyük paradokslarından biri de  insanın benlik bilincinin kaygıya yol açmasıdır.Birleşme,bu bilinci bertaraf ederek kaygıyı kökünden söküp atar.Aşık olan ve mutlu bir birleşme durumu yaşayan bir insan kendi benliğini düşünmez çünkü sorgulayan yalnız ben(ve ona eşlik eden yalnızlık kaygısı)biz duygusu içinde eriyip gider.Böylece insan kaygıdan kurtulur ama kendisini de yitirir.

*Tek kişide odaklanan güçlü sevgiden sakının;bu,insanların bazen sandığı gibi,aşkın saflığının kanıtı değildir.Böyle her şeyi dışarıda bırakarak bir kapsüle hapsedilmiş –kendi kendisiyle beslenen,başkalarını umursamayan ve onlara bir şey vermeyen- bir aşk,kendi üzerine çökmeye mahkûmdur.Aşk iki insan arasında parlayan bir tutku kıvılcımı değildir yalnızca;aşka düşmekle aşkın içinde ayakta durmak arasında sonsuz fark vardır.Aşk bir var oluş biçimidir,”vurulmak” değil “vermek”tir;bir tek  insanla sınırlanmış bir eylem değil genel anlamda bir ilişki kurma biçimidir.

*Teknende yalnız da olsan,yakınlarında inip çıkan diğer teknelerin ışıklarını görmek her zaman avutucudur.

*Thomas Hardy’nin şu güçlü sözlerini son derece ciddiye alıyorum:”Eğer daha iyiye giden bir yol varsa,bu en kötüye eksiksiz bir bakışı gerektirir.
(En son düzenleme: 31.08.2015, 14:56 çคқıʟ-τคşı.)
Beğenenler:
Alıntı Paylaş
Durumu :
Çevrimdışı
çคқıʟ-τคşı
Süper Moderatör
Süper Moderatör
user avatar
Dusunceli
İsmi:
Verdiği Beğeni:31
Aldığı Beğeni:127
Mesajlar: 3,164
Rep Puanı: 0
#2
Aşkın Celladı

AŞKIN CELLADI VE DİĞER PSİKOTERAPİ ÖYKÜLERİ(Irvin D. Yalom)

-AŞKIN CELLADI Başlığından Seçtiklerim-

*Kelimeler insana bir başkasının yaşamına girme izni verirler.

*”Yeni arkadaşlar,yalnızca veda edilecek ve acı verilecek daha çok insan demek.”

*Hasta temel sorunları gizlerse hiçbir terapinin şansı yoktur.

*Bir aşk saplantısı,benim kendi yaşamımdan da bildiğim gibi,iyisiyle kötüsüyle yeni deneyimleri engelleyerek yaşamın gerçekliğini emip tüketir.

*Terapistlerin hastalarıyla duygusal ilişkilere girmemesi gerektiğini düşünüyordum.Ayrıcalıklı rolleri,derin duygulara ve gizli bilgilere erişebilmeleri nedeniyle onların tepkilerine her zaman doğalın ötesinde anlamlar yüklenir.Terapistleri gerçekte oldukları gibi görmek hastalar için hemen hemen olanaksızdır.

*Sen sensin,kendi varlığın var,bir andan öbürüne,bir günden bir sonrakine hep aynı insan olmayı sürdürüyorsun.Temelde senin varlığın yabancı bir beyinde oluşan gelip geçici düşüncelerden,elektromanyetik dalgacıklardan etkilenmiyor.Bunu görmeye çalış.Matthew’nun sahip olduğu bütün bu gücü,onun her zerresini,ona sen veriyorsun!

*Başka bir insanın,hiç görmediğin,belki senin varlığının farkında bile olmayan,kendi hayat mücadelesi içinde yuvarlanıp giden bir insanın beyninde olup bitenler senin kim olduğunu değiştirmez ki.

*Bunu kendi kendine yaptığını göremiyor musun?Onun düşünceleri senin nasıl bir insan olduğunu gerçekten değiştiremez.Onun seni etkilemesine sen izin veriyorsun.O da senin ya da benim gibi bir insan yalnızca.Eğer sen hiç görüşmediğin bir insan hakkında olumsuz şeyler düşünürsen,senin düşüncelerin –beyninde dolaşan ve yalnızca senin tarafından bilinen zihinsel görüntüler- o insanı etkiler mi?Bu olsa olsa büyü yoluyla olur!Kendi gücünü neden Matthew’a teslim ediyorsun?

*İnsan ancak bir iç görüyü kemiklerinde hissettiği zaman ona sahip olur.Ancak o zaman insan o iç görüyle hareket edip değişebilir.Günümüzün popüler psikologları sürekli “sorumluluk almaktan” söz ederler,ama bu yalnızca lafta kalır:insanın kendi yaşam planını yalnız ve yalnız kendisinin yapabileceği iç görüsüne sahip olmak olağanüstü zor,hatta dehşet vericidir.Bu bakımdan,terapide sorun daima insanın kendisi hakkındaki bir gerçeği akıl düzeyinde etkisiz biçimde kavramasından,o gerçeği duygusal düzeyde yaşamasına nasıl geçileceğidir.Terapi ancak derin duyguları seferber edebildiği zaman değişim için güçlü bir etken haline gelir.

*Aşkın içinde yitip gitmek ve onun tarafından yok edilmek istemesinin nedenlerinden biri de ölüm tarafından yok edilmeyle yüzleşmenin dehşetinden kaçıp kurtulmaktı.Nietszche,”Ölülerin son ödülü,bir daha ölmemektir” demişti.

*Çoğu kez vahim bir tepkiyi önlemenin en iyi yolu onu önceden haber vermektir.Bir başka yol da hastanın bunun dışına çıkmasına ve gözlemci rolüne girmesine yardım etmektir.
Beğenenler:
Alıntı Paylaş
Durumu :
Çevrimdışı
çคқıʟ-τคşı
Süper Moderatör
Süper Moderatör
user avatar
Dusunceli
İsmi:
Verdiği Beğeni:31
Aldığı Beğeni:127
Mesajlar: 3,164
Rep Puanı: 0
#3
Aşkın Celladı

AŞKIN CELLADI VE DİĞER PSİKOTERAPİ ÖYKÜLERİ(Irvin D. Yalom)

-TECAVÜZ YASAL OLSAYDI Başlığından Seçtiklerim-

*Ona gaddarca davranıyordum,ama gaddar olmama seçeneği,yani sadece onun nabzına göre şerbet vermek ve gerçeği görme yeteneğinden yoksun olduğunu sessizce kabul etmek daha da gaddarca olurdu.

*Benlik dışı kısımlarla özdeşleşmekten vazgeçmesi gerekiyordu:”Ben işim değilim.Konuşmam değilim.Giysilerim değilim.Bunların hiçbiri değilim.Ve ben ayakkabılarım da değilim.


-ŞİŞMAN BİR HANIM Başlığından Seçtiklerim-

*Gerek kişisel,gerekse meslekî deneyimlerim sonucunda,ölüm korkusunun daima yaşamlarını dolu dolu yaşamamış olduklarını hissedenlerde en fazla olduğu inancına varmış bulunuyordum.İşte iyi işleyen bir formül:yaşanmamış yaşam ya da gerçekleştirilmemiş potansiyel ne kadar fazlaysa kişinin ölüm kaygısı da o kadar büyük olur.

*Hepimizde ölüme ilişkin bir miktar kaygı kalır.Kendini tanımanın bedelidir bu.

*Güç bir durumdan kurtulmak için soru sormak gibisi yoktur!
Beğenenler:
Alıntı Paylaş
Durumu :
Çevrimdışı
çคқıʟ-τคşı
Süper Moderatör
Süper Moderatör
user avatar
Dusunceli
İsmi:
Verdiği Beğeni:31
Aldığı Beğeni:127
Mesajlar: 3,164
Rep Puanı: 0
#4
Aşkın Celladı

AŞKIN CELLADI VE DİĞER PSİKOTERAPİ ÖYKÜLERİ(Irvin D. Yalom)

-YANLIŞ ÇOCUK ÖLDÜ Başlığından Seçtiklerim-

*Psikoterapide hiçbir şey kesin bir özetten,özellikle içinde bir liste olan bir özetten daha fazla sahte güven uyandıramaz.

*Eğer insan ölülerle yaşamayı öğrenecekse,önce yaşayanlarla yaşamayı öğrenmelidir.

*Anne ve babayı ya da çok eski bir arkadaşı kaybetmek çoğu kez geçmişi kaybetmektir:ölen kişi çok eski dönemlerin değerli olaylarının yaşayan tek tanığı olabilir.Ama bir çocuğu kaybetmek geleceği kaybetmektir:kaybedilen,kişinin yaşam projesinin ta kendisidir.Ne için yaşadığı,gelecekte kendini nasıl tasarladığı,ölümü aşmayı nasıl umut edebileceğidir(insanın çocuğu aslında onun ölümsüzlük projesidir).Bu durumda,mesleki dilde,anne babanın kaybı “obje kaybı”(“obje” insanın iç dünyasının oluşumunda etkili bir rol oynamış olan kişidir)iken çocuğun kaybı “proje kaybı”dır(yaşamın yalnızca nedenini değil nasılını da ortaya koyan belli başlı,düzenleyici yaşam prensibinin kaybı).Bu durumda çocuk kaybının katlanılması en güç kayıp olmasına,birçok anne babanın beş yıl sonra hâlâ yas tutuyor olmasına,bazılarının hiçbir zaman kendilerine gelememesine şaşmamak gerekir.

*”Daha fazla bir şeyler yapmalıydım” duygusu,öyle sanıyorum ki,denetlenemez olanı denetlemeye yönelik temel bir isteği yansıtır.Ne de olsa,eğer insan yapılması gerekeni yapmadığı için suçluluk duyuyorsa,bundan yapılabilecek bir şey olduğu sonucu çıkar.Bizi kandırıp ölüm karşısındaki dokunaklı çaresizliğimizden uzaklaştıran avutucu bir düşüncedir bu.Her birimiz,sınırsız bir güç ve ilerlemenin inceden inceye işlenmiş yanılsamasıyla kuşatılmış olarak,en azından orta yaş bunalımına kadar,var oluşun yalnızca iradeye dayanan ve sonsuza dek yükselen bir başarı sarmalı olduğu inancıyla yaşarız.

*Hayattaki çocukların bazıları,ana babalarının zamanı ve enerjisi üzerinde hak iddia ettiği için,ölen kardeşlerine içerlerler;çoğu kez bu içerleme kendi yaslarıyla ve ana babalarının açmazını kendilerince kavrayışlarıyla yan yana yaşar.Böyle bir birleşim,hayatta kalan çocuğun gerek suçluluk duymasına gerekse kendini değersiz ve kötü olarak algılamasına yol açan mükemmel bir formüldür.

*Araştırmalar,bir çocuğun ölümüyle gelen trajedinin bir ailenin fertlerini birbirine bağlayabileceği beklentisinin aksine,çocuğunu kaybetmiş bir çok ana babanın evliliklerinde geçimsizliğin arttığını bildirdiklerini göstermiştir.

*”Unutma,bütün işi sen yapamazsın.Hastanın yapılması gerekenin farkına varmasına yardım etmekle yetin ve sonra onun kendi değişme ve gelişme arzusuna güven.”
Beğenenler:
Alıntı Paylaş
Durumu :
Çevrimdışı
çคқıʟ-τคşı
Süper Moderatör
Süper Moderatör
user avatar
Dusunceli
İsmi:
Verdiği Beğeni:31
Aldığı Beğeni:127
Mesajlar: 3,164
Rep Puanı: 0
#5
Aşkın Celladı

AŞKIN CELLADI VE DİĞER PSİKOTERAPİ ÖYKÜLERİ(Irvin D. Yalom)

-“BENİM BAŞIMA GELECEĞİNİ HİÇ DÜŞÜNMEMİŞTİM” Başlığından Seçtiklerim-

*Bizde(bazılarımızda diğerlerinden fazla) aynı zamanda akıldışı bir özel olma duygusu da vardır.Bu bizim belli başlı ölümü yadsıma yöntemlerimizden biridir ve aklımızın,görevi ölüm dehşetini yumuşatmak olan bölümü bizim yaralanmaz olduğumuza ilişkin inancı üretir;yaşlılık ve ölüm başkalarının yazgısı olabilir ama bizim yazgımız değildir,biz yasanın,insan yazgısının ve biyolojik yazgının ötesinde yaşarız.


-USULCA GİTME Başlığından Seçtiklerim-

*Sunacak daha iyi bir şeyiniz yoksa hiçbir zaman eldekini almayın.Gerçeğin soğuğuna dayanamayacak bir hastayı çırılçıplak soymaktan kaçının.

*Ölümün en korkunç yanı bu-onu yalnız yapmak zorundasın.

*Hastalar,terapistlerinin kendi kişisel sorunlarıyla kendilerinin yüzleşip onları hallettiklerine inanmak ihtiyacındadırlar.Ama bunlar gerçekten de bahaneden ibaretti.Asıl sorun yüreksizlikti.Her zaman şaşmaz bir biçimde,çok fazla açılmaktansa çok az açılma yönünde hata yapmışımdır;ama ne zaman kendimi büyük ölçüde paylaşsam,hastalar her defasında benim de onlar gibi,insan olmanın sorunlarıyla cebelleşmek zorunda olduğumu öğrenmekten yarar sağlamışlardır.
Beğenenler:
Alıntı Paylaş
Durumu :
Çevrimdışı
çคқıʟ-τคşı
Süper Moderatör
Süper Moderatör
user avatar
Dusunceli
İsmi:
Verdiği Beğeni:31
Aldığı Beğeni:127
Mesajlar: 3,164
Rep Puanı: 0
#6
Aşkın Celladı

AŞKIN CELLADI VE DİĞER PSİKOTERAPİ ÖYKÜLERİ(Irvin D. Yalom)

-İKİ TEBESSÜM Başlığından Seçtiklerim-

*Gerçeğin bir yanılsama,en iyi olasılıkla katılımcıların oy birliğine dayanarak algının demokratikleştirilmesi olduğunun farkına varmak ne kadar tedirgin edici!

*Zorunlu meşguliyetler,çoğu kez büyük kayıplara uğrayanların dostu olup yas döneminin ilk safhalarında ilgiyi başka taraflara çekmek gibi hayırlı bir iş yaparlar.

*İki zihnin birbirine sımsıkı yapıştığını ve mikro-çekirdek değiş tokuşu yapan terliksi hayvanlar gibi düşünce imgelerini doğrudan birbirlerine aktardığını düşünün:benzersiz bir birleşme olurdu bu.Şimdilik böyle bir zihin eşleşmesinin önünde aşılması güç engeller bulunuyor.Önce imge ve dil arasındaki engel var.Zihin imgelerle düşünür ama bir başkasıyla iletişim kurmak için imgeleri düşüncelere,sonra da düşünceleri kelimelere dönüştürmek zorundadır.İmgeden düşünceye ,düşünceden dile doğru bu ilerleyiş ihanetlerle doludur.Kayıplar olur:imgenin zengin,yumuşak dokusu,olağanüstü esnekliği ve yoğrulabilirliği,özel nostaljik duygusal renkleri-tümü,imgenin dile tıkıştırılmasıyla kaybolup gider.

*Gördüğümüz yaratığın bedensel hatlarını,onun hakkında önceden biçimlendirdiğimiz tüm fikirlerle bir araya toparlarız ve onun zihnimizde oluşturduğumuz tam resminde asıl önemli yeri tutan da kesinlikle bu fikirlerdir.Bunlar sonunda yanakların kıvrımını o denli eksiksiz doldururlar,burnun çizgisini o denli kesin bir biçimde izler,sesin tonuyla o denli ahenkle karışırlar ki bu nitelikler artık saydam bir zarftan ibaret kalır ve bir yüzü her görüşümüzde ya da bir sesi her duyuşumuzda,tanıdığımız ve dinlediğimiz şeyler bizim o kişiye ilişkin kendi fikirlerimiz olur.
Proust’un dediği gibi;”bu yaratığı o çok arzuladığın niteliklerle tıka basa doldurdun sen.Kendi yarattığın şeye âşık oldun.”

*İçlerinde boşluk hisseden insanlar hiçbir zaman bir başka eksik insanla birleşerek iyileşemezler.Tersine,iki kırık kanatlı kuşun eşleşmesi hantal bir uçuşa yol açar.Uçmasına yardıma sabır yetmez;er geç birbirlerinden ayrılmalı ve yaraları ayrı ayrı sarılmalıdır.

*Öbür insanın bilinemezliği yalnızca anlattığım sorunların –imge ve dilin derin yapılarının,bireyin gizlemeye ilişkin maksatlı ve maksatsız kararının,gözlemcinin kör noktalarının- değil,aynı zamanda her bireyin varlığındaki uçsuz bucaksız zenginliğin ve karmaşıklığın doğal ve gerekli bir parçasıdır.Geniş kapsamlı araştırma programları beynin elektriksel ve biyokimyasal faaliyetlerinin şifresini çözmeye çalışmakla birlikte,her bireyin deneyimlerinin akışı o denli karmaşıktır ki kulak kabartma çabasındaki yeni teknolojinin her zaman ötesinde olacaktır.
Beğenenler:
Alıntı Paylaş
Durumu :
Çevrimdışı
çคқıʟ-τคşı
Süper Moderatör
Süper Moderatör
user avatar
Dusunceli
İsmi:
Verdiği Beğeni:31
Aldığı Beğeni:127
Mesajlar: 3,164
Rep Puanı: 0
#7
Aşkın Celladı

AŞKIN CELLADI VE DİĞER PSİKOTERAPİ ÖYKÜLERİ(Irvin D. Yalom)

-ÜÇ AÇILMAMIŞ MEKTUP Başlığından Seçtiklerim-

*Kötülüğünün kapsamı ve yaygınlığı tabii ki tehditkâr bir üstünlük duygusunun kanıtıydı ki bunun altında da daha derin bir değersizlik ve önemsizlik duygusu vardı.

*Eski öğretmenim John Whitehorn,bana “psikoz” tanısının terapi ilişkisinin niteliğine bakarak konulabileceğini öğretmişti:eğer terapist,artık hastayla kendisini,hastanın akıl sağlığını iyileştirmek için birlikte çalışan müttefikler olarak algılayamıyorsa,hastanın “psikozlu” kabul edilmesi gerektiğini belirtmişti.



-TERAPİDE TEK EŞLİLİK Başlığından Seçtiklerim-

*Kendi yaşındaki başka bir kadının herkesçe alkışlanan başarısından daha güçlü bir işaret de yoktu:o zaman,kendine olan nefreti onu dalga dalga sarıyor ve Marge her zamankinden daha ciddi bir biçimde intiharı düşünüyordu.

*Depresyonun iyi bir yanı –tek iyi yanı- her zaman sona ermesidir.

*Bir insanı eşiti gibi “tedavi etmek”,terapistin o insan sanki kendisinin eşitiymiş gibi davranarak alt etmesi ya da gizlemesi gereken bir eşitsizlik ima eder.

*Yıllar geçtikçe,terapistin işinin hastayı ortak bir arkeolojik kazıya çekmek olmadığını öğrendim.Eğer bu şekilde yardım edilmiş hastalar varsa,araştırma yapıldığı ve o yanlış patika bulunduğu için değildir bu(bir yaşam hiçbir zaman yanlış bir patika yüzünden ters gitmez;ana yol yanlış olduğu için ters gider).Hayır,terapist bir hastaya geçmişi inceleyip soruşturarak değil,onun yanında sevgiyle var olarak;güvenilir ve ilgili olarak;onunla ortak faaliyetlerinin er geç kurtarıcı ve sağaltıcı olacağına inanarak yardımcı olur.Yaş geriletme ve ensest özetleme dramı(ya da terapiye ilişkin,boşalım sağlayıcı veya zihinsel herhangi bir proje) yalnızca terapinin gerçek gücü –yani ilişki- olgunlaşmaktayken,terapistin ve hastanın paylaştığı ilginç bir faaliyet olması bakımından sağaltıcıdır.
Beğenenler:
Alıntı Paylaş
Durumu :
Çevrimdışı
çคқıʟ-τคşı
Süper Moderatör
Süper Moderatör
user avatar
Dusunceli
İsmi:
Verdiği Beğeni:31
Aldığı Beğeni:127
Mesajlar: 3,164
Rep Puanı: 0
#8
Aşkın Celladı

AŞKIN CELLADI VE DİĞER PSİKOTERAPİ ÖYKÜLERİ(Irvin D. Yalom)


-SAHİBİNİ ARAYAN DÜŞLER Başlığından Seçtiklerim-

*Duygular her zaman mantıklı kuralları izlemez.Hatta genellikle izlemezler.

*Bizim esas görevlerimizden biri de birtakım şeyleri seçip ayıklayarak duyguları ait oldukları yerlere tekrar koymaktır.

*Bazen ölüm korkusu,evrenselliği içinde,önemsizmiş gibi saf dışı bırakılır.Ne de olsa kim ölümü bilmez ve ondan korkmaz?Oysa genel anlamda ölümü bilmek,dişlerini gıcırdatıp bir iki ürperti geçirmek başka şeydir,kendi ölümünün bilincine varıp onu iliklerine kadar hissetmek başka şey.Böyle bir ölüm bilinci çok seyrek,bazen yaşam boyunca bir ya da iki kez yaşanan bir dehşet duygusudur.

*Genel bir kural olarak,insanın yaşamışlık duygusu ne kadar az olursa ölüm kaygısı da o kadar büyük olur.

*Bir dönüm noktasına,tam bilinçlenişin kaçınılmaz sonucu olan kritik bir noktaya ulaşmıştık.Bu,insanın dipsiz bir uçurumun önünde durup yaşamın acımasız varoluşsal gerçekleriyle-ölüm,yalnızlık,temelsizlik ve anlamsızlıkla- nasıl yüzleşeceğine karar verdiği zamandır.Tabii ki çözüm yoktur.İnsanın yalnızca belli tavırlar arasında seçimleri vardır:”kararlı” ya da “ilgili” olmak,ya cesurca meydan okumak,ya metanetle kabul etmek,ya da akılcılıktan vazgeçip hayranlık,korku ve gizem içinde ilahi bir kudrete güvenmek.

*Geçmişe çok amansızca bakarsak pişmanlığa kapılmak kolaydır.Ama şimdi önemli olan geleceğe doğru dönmek.Değişim hakkında düşünmemiz gerek.Olmaması gereken,beş yıl sonra geriye bakıp bu gelecek beş yılı yaşama tarzından pişmanlık duymaktır.
Beğenenler:
Alıntı Paylaş






Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  AŞKIN GÖZYAŞLARI (Sinan YAĞMUR) d✿isy 1 1,806 21.11.2014, 05:45
Son Yorum: çคқıʟ-τคşı

Konuyu Okuyanlar:   1 Ziyaretçi





♫ Müzik, Sohbet ve Forum Birarada ♫
Türkçe Çeviri: MyBBTürkiye, Üretici: MyBB, © 2002-2021 MyBB Group, MyBB Destek: ....